Mutasyondan korkmalı mıyız? İşte 6 maddede mutasyon stratejisi

Kuşkusuz ana gündemlerimizden biri de pandemi, o gündemin bir numaralı maddesi ise mutasyon meselesi. Mutasyon konusu ortaya çıkan yeni verilerle maalesef can sıkıcı bir sürece girdi. Hepimiz “Ne olacak bu mutasyonların sonucu?” sorusuna yanıt arıyor. Peki, korkumuzda haklı mıyız? Mutasyon meselesini ciddiye alalım mı? Osman Müftüoğlu, ayrıntıları Hürriyet'teki köşesine taşıdı.

Mutasyondan korkmalı mıyız? İşte 6 maddede mutasyon stratejisi
04 Şubat 2021 - 09:19

şte o yazı...

MUTASYON NEDİR? NEDEN OLUR?

Şunu iyi bilelim: Mutasyon virüslerde oluşan ve beklenen bir yapısal değişim. Değişime uğramak, virüslerin vazgeçilmez karakterlerinden biri. Özellikle içinde yeni koronavirüsün de yer aldığı RNA virüsleri için ise neredeyse vazgeçilmez ve önlenemez bir netice. Mutasyon her virüste meydana gelebiliyor. DNA virüsleri de (hepatit virüsü) RNA virüsleri de (influenza/grip, MERS ve SARS virüsleri) mutasyona uğrayabiliyor. Hatırlayalım, COVID-19 pandemisinin etkeni yeni koronavirüs de bir RNA virüsü. Ve üzülerek belirtelim: Mutasyona RNA virüslerinde daha sık rastlanıyor.

Bunun nedeni olarak da RNA virüslerinde çoğalma/kopyalama sürecinde görev alan “RNA polimeraz” enziminin “geriye yönelik düzeltme mekanizmasının bulunmaması” gösteriliyor. Bu mekanizmanın yokluğu, virüs çoğalırken oluşan üretim hatalarının düzeltilememesine yol açıyor. Kısacası, mutasyona uğramak her virüs, özellikle de RNA virüsleri için beklenen hatta vazgeçilmez bir gelişme. İsterseniz şimdi gelin aklımızdaki diğer sorulara yanıt arayalım.

MUTASYONLAR NASIL OLUŞUYOR?

Virüsler hücrelerimize girdikten sonra kendilerini trilyonlarca defa kopyalamak suretiyle çoğalıyor. Bir süre sonra sayıları inanılmaz boyutlara varınca hücreye sığamıyor, onu adeta patlatarak dışarı çıkıp diğer hücrelerimize, doku, organ ve sistemlerimize yayılıyor. Çoğalma/kopyalama bir anlamda virüsteki genetik kodun da kopyalanması, iç ve dış yapının hatasız tekrarlanması demek. Ama trilyonları bulan bu kopyalamalar, her zaman “aslına uygun kopyalar”, yani aslı ile birebir uyumlu yeni virüsler üretemeyebiliyor, kopyalama sürecinde virüsteki bazı protein yapıları değişime uğruyor. Neticede virüs değişiyor, farklılaşmalar ortaya çıkıyor. Kısacası mutasyon demek, hatalı ve farklı yeni bir virüs demek. Bu süreci çok hızlı basımla üretilen kitap, dergi ya da gazetelerdeki “baskı hatalarına” da benzetebiliriz.

MUTASYONDA NELER OLUYOR?

Mutasyon sürecinde en sık görülen mutasyon noktaları yeni koronavirüsün dış yüzeyindeki spike/sivri uçlu protein adı verilin dikensi çıkıntılar. Mutasyonun bu dikensi yapılarda gelişmesi özellikle önemli. Zira virüs bu yapı sayesinde hücrelerimize tutunup bizi hasta edebiliyor. Yapıdaki değişmeler de virüsün bulaşma yeteneği ve hızı ile bizi hasta etme kabiliyetini etkileyebiliyor. Daha da önemlisi, aşılar ya da hastalığı geçirerek kazandığımız antikorların önemli bir bölümü de bu dikensi çıkıntılara karşı oluşuyor. Neticede bağışıklık gücümüz de tartışma konusu haline gelebiliyor.

MUTASYON OLUNCA NE OLUYOR?

YENİ koronavirüsün bizi en çok korkutan özelliklerinden biri dikensi/spike protein olarak bilinen çıkıntılarını hücrelerimizin duvarındaki ACE2 enzimi ile etkileşime sokarak ağız, boğaz, geniz ve akciğerlerimizdeki hücrelere girmesi ve oralarda hastalık oluşturmasıdır.

Mutasyonla, dikensi çıkıntılarda meydana gelen bu değişimlerin ise 3 kaygı verici neticesi var: Birincisi, yeni koronavirüsün hızla dolaşımdaki mevcut virüsün yerini almasıdır. İkincisi, uğradığı değişimlerle hücrelerimizi etkileme gücünü arttırmasıdır. Üçüncüsü ise mevcut antikorlardan etkilenmemesi, bağışıklık sistemimizi etkisiz kılmasıdır. Bu üç değişim de virüsün daha hızlı yayılması, hasta sayısının artması, ağır hastalarımız ve kayıplarımızın çoğalması anlamına gelebilir. Mutasyon meselesi de zaten bu nedenle çok önemli ve yakından takip edilmesi gereken bir konudur.

MUTASYON ANTİKOR GÜCÜMÜZÜ ETKİLER Mİ?

Bu soruyu “Mutasyon bağışıklığımızı ve antikor gücümüzü etkiler mi?” diye sormamız daha doğru olur. Zira virüste meydana gelen mutasyonlardan bazıları virüsün hücrelerimize girişini engelleyen antikorları da etkisiz kılabiliyor. Bu da hem hastalığı geçirerek ya da aşılanarak kazandığımız bağışıklığımızı risk altına sokabilen, hem de virüsün bağışıklık sistemimizi daha kolay yenmesi anlamına gelebilen önemli bir gelişme.

MUTASYON AŞILARI GÜÇSÜZ KILAR MI?

Üzülerek belirteyim: Birkaç cılız ses dışında aşı üreticilerinde aşılarının mutasyonlu virüslere etkisi konusunda net ve nihai bir açıklama henüz yapılmış değil. Moderna ve Pfizer ürettikleri aşıları şimdiye kadar oluşan pek çok mutasyonda zaten denediklerini ve hepsinde de aşılarını etkili bulduklarını açıkladılar. Ancak ne İngiltere ve Güney Afrika’da ne de Brezilya’da tespit edilen mutasyonlu virüslere karşı başlattıkları antikor çalışmalarının sonuçlarını henüz açıklamadılar. SinoVac/Çin ve Sputnik/Rus aşı üreticilerinden ise henüz bir açıklama yapılmadı.

YENİ VİRÜS DAHA MI TEHLİKELİ?

Bu soruya cevap verebilecek düzeyde kanıtlanmış bir bilgi birikimine henüz sahip değiliz. Ama mevcut veriler yeni virüsün daha bulaşıcı olduğunu düşündürüyor. Mesela Kasım 2020’de Londra’da belirlenen vakaların dörtte biri yeni virüs ile bağlantılıyken bu rakam bir ay sonra aralık 2020’de üçte ikiye yükseliverdi. Bu veri bile yeni türün öncekinden daha hızlı yayıldığını gösteren mühim bir kanıt. Uzmanlar mutasyonlu virüsün bulaştırma kat sayısını, yani R değerini 0.4 oranında arttırabileceğini düşünüyor.

YENİ TEDBİRLER GEREKLİ Mİ?

Enfeksiyon hastalıkları ve halk sağlığı uzmanları daha hızlı yayılıyor gibi görünen yeni koronavirüs varyantlarının ortaya çıkmasından rahatsızlar. Bu gelişmenin vaka sayılarının daha hızlı artması, hastaneler ve yoğun bakımlardaki doluluk oranlarını zorlamasına yol açabileceğini düşünüyorlar. Haklılar, tedbirli olmakta fayda var. Peki, o tedbirler ne olmalı? Yanıtı bir sonraki kutuya bırakalım.

6 MADDEDE MUTASYON STRATEJİSİ

Madem ki mutasyonlu virüslerin daha kolay bulaşma, daha çok insanımızı hasta etme, hastalığın seyrini daha fazla ağırlaştırma ve koruyucu nötralizan antikorlarımızı etkisiz kılma ihtimali var, o zaman bizim de hemen strateji değişikliğine gitmemiz şart. İşte o stratejik değişimler...

MASKE KULLANMA tedbiri şimdi daha da ciddiye alınmalıdır. İmkân varsa kapalı ve kalabalık ortamlarda çift maske kullanımı akılda tutulmalı, kullandığımız maskelerin güvenliği daha sık sorgulanmalıdır.

SOSYAL MESAFE eskiye oranla biraz daha arttırılmalı, en az iki metreye çıkarılmalıdır. Sosyal mesafeyi korumada güçlük çıkabilecek yerlerden de (düğünler, cenazeler) mümkün olduğu ölçüde uzak durulmalıdır.


HİJYENİK TEDBİRLER arttırılmalı, özellikle el yıkama gibi önlemler ısrarla sürdürülmeli ve ortam hijyeni daima gündemde tutulmalıdır.

ORTAM HAVALANDIRMAK virüsün bulaşmasını önleyen önemli, etkili ve basit bir savunma aracıdır. Kapalı her ortam daha sık ve daha uzun süre havalandırılmaya çalışılmalıdır.

AŞILAMA SÜRECİ hızlandırılmalı ve mümkün olduğu kadar süratle tamamlanmalıdır. Zira sürecin uzaması virüste aşıya karşı da direnç geliştirebilecek bazı mutasyonlara yol açabilecektir.


SOSYAL TEMASLAR bu dönemde biraz daha sınırlandırılmalı, asgari ölçülere indirilmelidir.


YORUMLAR

  • 0 Yorum