Aksoy mahkemede ne söyledi? İşte o ifadeler

Savcılık tarafından yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanarak cezaevine gönderilen Menemen Belediye Başkanı Serdar Aksoy göreve geldiğinde 18 aracın kayıp olduğunu belirtirken, “Ben bunun araştırılmasını isteyen kişiyim. Belediye başkan yardımcısına görev verdim. Mehmet Çakmak bu işle görevlendirildi. Uzman ve bilirkişi hocalar da bu yönde rapor verdi. Ama bu rapor Meclis Üyesi Hasan Ünal vasıtasıyla parti genel merkez koridorlarında dolaştırıldı” dedi.

Aksoy mahkemede ne söyledi? İşte o ifadeler
25 Kasım 2020 - 10:04 - Güncelleme: 25 Kasım 2020 - 10:08

Menemen Belediye Başkanı Serdar Aksoy’un tutuklanmadan önce savcılık sorgusunda söylediklerinin ayrıntıları ortaya çıktı. Aksoy, hakkındaki iddialara tek tek yanıt verirken özellikle hurda işi ve kayıp 18 araçla ilgili önemli değerlendirmelerde bulundu. Aksoy, göreve geldikten sonra araçların kayıp olduğunu tespit ettiğini, bunun için rapor hazırlattığını, Başkan Yardımcısı Mehmet Çakmak’ı görevlendirdiğini söyledi. Aksoy, “Benim maddi durumum iyidir. İş yapan, ekonomisinde sorun olmayan birisiyim” dedi.
Aksoy, hazırlanan kayıp araçlar raporunu Başkan Yardımcısı Çakmak’ın Belediye Meclis Üyesi Hasan Ünal ile birlikte CHP Genel Merkezi’nin koridorlarında dolaştırdığını söyledi. Aksoy, “Göreve geldiğimde belediyenin 171 adet gayrimenkulü başkalarının üzerindeydi. Bunları tek tek geri aldık. Kovid süreci, deprem demeden çalıştık. Ben devletin malına sahip çıktım ifadelerini kullandı.

Serdar Aksoy Tutuklandı
Aksoy ayrıca, diğer konular ve tutuklanan bazı isimlerle ilişkilerini de anlattı. Bazıları için, “ilk kez gördüm, tanımıyorum” derken bazı isimler için ise, “siyaseten tanırım” gibi değerlendirmeler yaptı. Aksoy, kendisiyle birlikte tutuklanan isim olan Mustafa İlhan’ın  kendisinin ekonomik ve ticari faaliyetleri takip eden bir kişi olduğunu söyledi.


İŞTE O İFADE:
"Ben Menemen Belediye başkanı olarak görev yaparım. Gamze ve Fedai isimli kişileri tanımıyorum, herhangi bir irtibatım bu zamana kadar bulunmamıştır. Ben Oğuzhan Yar (İYİ Parti İzmir İl Başkan Yardımcısı) isimli kişiyi tanımam. Tarkan Fikret Çalık’ı (İYİ Parti Karabağlar Belediye Meclis Üyesi) siyaseten tanırım. Seçimler sırasında oradan bilirim. Mustafa Çama (İYİ Parti Karabağlar İlçe Yönetim Kurulu Üyesi) isimli kişiyi tanımam. Zeki Torun ve Fikri Babur isimli kişileri tanımam. Gökhan Uzun (İYİ Parti İzmir İl Yönetim Kurulu Üyesi) isimli kişiyi siyasetten tanırım. Kenan Yaşatürk’ü tanırım. Kendisi şantiyede çalışır. Ben, Kenan veya Mehmet Cin ile telefon görüşmesi yapıp yapmadığımı bilmiyorum. O günlerde telefonla arayıp aramadığına hatırlamıyorum ancak böyle bir konuyu kendisi bana aktarmamıştır. O günlerden çok sonra sosyal medya üzerinden bir takım haberler görmeye başladım. Şantiye ile alakalı bir takım sorunlar yaşandığı iletildi. Akabinde bu arkadaşlarla görüştüm. Bir araya geldik ve durum değerlendirmesi yaptık. Bu konu hakkında benim bilgim sosyal medya üzerinden başladı. Tahminen bu olaydan 1,5 ay sonra falandır. O ara covid yaygındı. Bir yazının çıkabilmesi için yazı işlerinden geçmesi lazım. Kayıt altına alınması lazım. Böyle bir sıkıntının olduğu söylendi. Ben de bu arkadaşlarla sürekli görüşme yaptım, onlarla bilgi alışverişi yaptık. İşin başlangıcından sonuna kadar 3 tane rapor istedim. Ben bilirkişi statüsünde rapor istedim.


18 ARAÇ KAYIP RAPORU
Arkadaşlarla bir araya gelip konuştuğumuzda temel mantık şuydu. Bana  Koyundere şantiyesinde eksiklik var deniliyordu. Nagehan Hanım da yok diyordu. Bizim sağlıklı bir demirbaş listemiz yoktu. Ben 31 Mart’tan itibaren bir profesöre belediyenin fotoğrafını çektirdim. Eksiklikler nelerdir diye. Nisan'ın sonlarına doğru 18 aracın kayıp olduğu raporu geldi. M.C. başka bir şey söylüyor Nagehan Hanım başka bir pey söylüyor. Arada bir tutarsızlık vardı. Söyledikleri sözler aynıydı. Temel hata elimizde bizim güncel demirbaş listemiz yoktu. Demirbaşlarımızın nerede olduğunu bilmiyorduk. Kayıplar var. İşin üzerine gittim. Öncelikle ben 11/04/2019 tarihinde göreve başlamadan sonraki süreçte Prof. Dr. Duran Bülbül isimli hocamızdan bir rapor tanzim etmesini istedim. Oda biz gelmeden önce kayıtlı olan 18 aracın yerinde olmadığını tespit etmiştir. Ayrıca bu rapordan önce çelişkileri tespit etmek amacıyla müvekkilim rapor alıyor. M. ise usule uygun ifade almıyor. Bunun haricinde bahse konu iddialar gündeme geldiği için ayrıca ben 31/08/2020 tarihinde N.C hanım ve profesörden rapor istedim.


DOSYA CHP GENEL MERKEZİNDE DOLAŞMAYA BAŞLADI
Benim 35 ACE 769 plakalı şahsi aracımı şoförüm kullanıyordu. Ben kullanmıyordum. Murat kullanıyordu. Arada Mehmet Cin de kullanır. Benim oraya gitmemi gerektirecek bir husus yoktur. Kamera görüntülerinde görünen kişiyi benzetiyorum ama kesinlikle odur diyemem ama aracımın neden orada olduğunu bilemem. Mehmet Çakmak isimli kişiye görev veren benimdir. Görevi ben tebliğ ettim. Sonuna kadar git dedim. Biz görevi verdikten sonra raporunun makam katına getirdi. Özel kalem müdürüm diyor ki ‘başkanlık makamı tarafından verildi bana hitaben yazmayın’ diyor. Dosya bana geldiği vakit raporun altında flash bellek yoktu. Rapor belediyenin sisteminde var. Sisteme girilmiş olan bir şeyin kaybolması, silinmesi mümkün değildir Ekranı kapattım. Çünkü rapor üzerinde oynama yapmasını istemedim. Dosyanın kaybolması mümkün değildir. Belediye sisteminde dosya kayıtlıdır. 3 bilirkişiden ayrı raporlar istedim. Mehmet Çakmak’ın hazırlamış olduğu raporun bir anda CHP Genel merkezinde dolaşmaya başladığını öğrendim. Hasan Ünal isimli meclis üyesiyle bu raporu dolaştırmıştır. Bu iş devlet memuruna yakışan bir iş değildir. Ayrıca yasaktır. Bu nedenle Mehmet Çakmak’a tepkim oldu ve gerekli işlemleri hukuki olarak yaptık ve savunmasını istedim.


BAZI İSİMLERİ GÖREVDEN ALDIM

Burada avukat hanımdan ciddi bir destek aldık. Nagehan ve beraberindeki isimli park ofisine çağırdığım doğrudur. Tarihini hatırlamam mümkün değildir. Ayrıca bu toplantıya Mehmet Çakmak ile  çağırmışımdır. Bu kişilerin neden benim hakkımda mobbing uyguladığım ve onlara yazı yazdırdığıma dair savunmada bulunduklarını bilmiyorum. Ancak şu gerçektir ki Nagehan ve T.C demirbaşlarda eksiklikler olmadığını söylüyorlardı. Mehmet Cin isimli kişi belediye başkan yardımcısı değildir. Kendisi sözleşmeli memurdur. Ben mobbing uygulamak yerine, işin ne olduğunu öğrenmek için gerekli araştırmaları yaptım. Bazı isimleri görevden aldım.


Benim borçlarımı, alacaklarımı takip eden kişi Mustafa İlhan’dır. Benim ticari bir yaşantımda vardır. Bunun takibini Mustafa İlhan yapar. Mustafa İlhan’dan geçmiş yıllardan gelen bir alacağım vardır. 3 tane villamı Mustafa İlhan’a vermiştim. Bana peyder pey verirsin dedim. Mustafa İlhan, Teoman Tuna’ya (Belediye Satın Alma Müdürü) diyor ki ‘şu parayı al D. hanımın kredi kartını yatır’ demiş. Teoman’ın  Tarkan beyle arası iyi olduğu için parayı ona teslim ederek şu parayı alıp kredi kartını yatırır mısın demiş. Tarkan bey de yatırmış. Bunu daha sonradan öğrendim. Daha sonra kendisini arayarak teşekkür ettim. Bizim Tarkan beyle siyasi ilişkimiz vardı. Benim kişisel olarak verilerim datam Mustafa İlhan’dadır. Ödemeler, borçlar gibi.

Mehmet Ergin isimli kişiye seçimlerden önce rakamını hatırlamadığım bir miktarda dükkanımı sattım. Daha sonra anlaşamadım bana kapora olarak verdiği paraları 6 taksitte kendisine iade edileceği şeklinde bunu avukatı olan damadı huzurunda anlaşma yaptık. Dediğim gibi Mustafa İlhan’ın bana borcu vardı bahse konu ödemeleri Mustafa İlhan gerçekleştiriyordu. Bahse konu Teoman Tuna’nın yatırmış olduğu para Mustafa İlhan tarafından Teoman Tuna’ya verilip hesaba yatırılması durumudur. Anladığım kadarıyla Mustafa İlhan parayı Teoman’a verip hesaba yatırmıştır. Benim bankalardaki şahsi durumumu Mustafa İlhan takip etmektedir.

O YAZIDAN YENİ HABERİM OLDU
Bana göstermiş olduğunuz 01/10/2020 tarihli Teoman Tuna imzalı başkanlık hitaplı yazıdan şu an haberim oldu. Görevimdeyken bana bu dilekçe iletilmedi. C. firmasıyla ile alakalı hiçbir bilgim yoktur. Bu şirket nedir sahibi kimdir nerede kurulmuştur. Bununla alakalı bilgim söz konusu değildir. Ben danışmış olduğum avukat hanıma ve Duran Bülbül hocama danıştığımda kamu zararının olduğunu tespit ettiler. Ben de Nagehan’a Mustafa İlhan’a ve Teoman Tuna’ya 'kimlerin sebep olduğunu bulun 'dedim. Onlarda  X adlı bir firma yapmıştır dediler. Tespitler nasıl yapılmış, kişiler kim gibisinden sordum. 21-22-23 Şubat dönemlerinde görev verdiğim kişiler temizlik yaparken de bazı şeyleri götürdüklerini, bu sebeple kamu zararının olduğunu söylediler. Av. hanımın tutmuş olduğu bir tutanak var. Bu şirketle alakalı şirketin bunu kabul ettiği noktasında bir rapor tutmuştur. Ben bizzat şirketi tespit etmedim bu hususlar ile ilgili görev verdim. Amacım kamu zararının giderilmesiydi. Burada ben yetkili olan yukarıda belirttiğim kişilere ve hukuki danıştığım avukat arkadaşıma zararın giderilip giderilmediğini sordum. Onlar da bana giderildiğini söylediler. Ben de avukat hanımdan rapor istedim oda raporu sundu. İçeriğinde tanzim edildiğini, tanzim edilen tarafın mahkeme yolunun açık olduğunu da avukat bana belirtti. Son 4 günlük süre içerisinde firmanın ne olduğunu öğrendim. Süreci başlatıp devam ettiren görevi veren benimdir. Firmanın ne olduğunu, hangi tarihte kurulduğunu Gökhan Uzun isimli kişinin bu şirkette aracı olduğunu dün polis merkezinde öğrendim. Diğerlerinin bu konuya nasıl dahil edildiğini bilmiyordum. Benim için sürpriz oldu.


BU KOMPLO GİBİ BİR ŞEY
Ben nezarette tek kişi olarak kaldım. Hastaneye giderken yanımızda polisler vardı. Gruplar halinde hastaneye gittik. Gazi Koşum’u (Fen İşleri Müdürü) tehdit ettiğim iddiası doğru değildir. Neden böyle bir iddiada bulundu bilmiyorum. Mehmet Çakmak’ın girmiş olduğu raporu isteyen benim, 'sonuna kadar git' diyen benim. Duran Bülbül hocanın hazırlamış olduğu raporda 18 aracımız kayıptı. Mehmet Çakmak’ın bilgisayar sistemi kapatılmadı. Rapor sistemde duruyor. Bu komplo gibi bir şey. Arkadaşların tamamını görevlendiren benim. Benim zaten maddi durumum iyidir.


SAHTE BELGE İDDİASI
Biz göreve geldikten sonra 171 tane gayrimenkulümüz başkalarının elindeydi. Bunların geri alınmasının hukuki mücadelesini ben verdim. Ben kurulu düzene devam etmedim. Bunları geri almak için zorlu mücadele verdim. Barkod sistemine geçmem dahil Menemen Belediyesi'nde büyük bir olaydır. Gamze hanıma verilmiş olan belge sahtedir. Hem içeriği hem imza sahtedir. Bir yazı yazılacaksa yazı işlerinden çıkmaktadır. Bu evrakın sahte olduğu aşikardır. Birileri bir şeyler yapmak istemiş ama ben arkasından koydurmuşum uğraşmışım covide rağmen depreme rağmen ben bunun arkasına düştüm. Benim kaşem vardı. E-belediye uygulamasına geçmeden önce 8-9 ay boyunca klasik kaşe kullandım. Sonra e-imzaya geçtim. Belediyeye bir kimlik kazandırmak istedim. İmza kasemi bilgim dahilinde makam katındakilerde vardı. Özel kalemde sekretaryada, muhasebede vardı. Dosyaların kaybolmaması için e-imza çok önemliydi. Ve e-imzaya geçtim. Kriminal incelemede bunun sahte olduğu belirtilmiş. İmza benziyor ama kesinlikle benim imzam değildir. Ayrıca kriminal raporda da bu belgenin ve imanın sahte olduğu belirtilmiştir. İmza kısmı bir başka belgeden fotokopi yoluyla alınarak bu belgeye eklenmiştir. Burada hem belge hem de imza sahtedir.


Ben şantiyeyi dolaştım. Denetimlerimi yaptım. Şantiyemin karşısında bulunan Kafkas Beton ile görüşmedim, başkalarını görüştürdüm. Kafkas Beto'na gitmememin sebebi bu şirketin ruhsatında sıkıntı olduğu için gitmedim. Ben bir karar almadan önce profesörümüze hukuki danışman olarak danıştığımız avukat Ayşe hanıma ve diğer birimde görev yapan çalışanlara danıştım. Özellikle Ayşe hanımın kamu zararının oluşmadığı bu yönde suçunda oluşmayacağı raporuna istinaden adli mercilere bir başvuruda bulunmadım.

31 Mart seçimlerinden sonra borç içerisinde bir Belediyeye geçtik. 171 adet gayrimenkulün 3.şahıslara verildiğini gördük. Kimin ne iş yaptığı belli değildi. Bu süre zarfında belediyeye kurumsal bir kimlik kazandırmak istedim. Bir şeyleri temizlemeye çalıştık. Belediyede çalışan kişi sayısı fazla. Teslim aldığımız belediye sıkıntılı idi. Elimden geldiğince de Menemen Belediyesi için uğraştım, çalıştım ,çabaladım. Kamu yararını halkın yararını gözettiğim için çalıştım. Ben vicdanımı dinledim. 18 araç kayıp nerede olduğu belli değil ama ben işin üzerine gittim. Bunu bulup çıkartmak istedim. Sonuna kadar gidin dedim. Bana bulun çıkartın dedim. Onlarda Devletin malı halkın malıdır”

 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum